Sri Lanka’nın antik şehirlerine yolculuk (Sri Lanka: Anuradhapura – Dambulla - Polonnoruwa - Sigirya, 25 - 27 Şubat)

Tarihi yerlere aşırı meraklı olmadığım için buraları olabildiğince planlı bir şekilde ve vakit kaybetmeden geçmeye çalıştım. 2 gece 3 günde, 4 şehir gezip sayısız otobüse binmek beni biraz yormuştu ama en azından geceleri misafir evlerinde rahat bir şekilde uyuyup erkenden kalkabiliyordum. Bu tarihi yerlerin hepsini yazmak içimi kararttığı için toplu bir şekilde, tek seferde acısız olarak geçeceğim ve daha çok fotoğraflarla anlatacağım. Ama bu tarih odaklı yazımıza başlamadan önce size Hindistan’dan sonra Sri Lanka’da gördüğüm ve dikkatimi çeken bir iki detaydan bahsedeyim.

Monklarla antik şehir keyfi


2 ülkede de erkekler durduk yere el ele tutuşuyordu. Bu ülkelerde nasıl böyle rahat geziyor gayler diye düşünüyordum ama Hindistan’da da Sri Lanka’da da gaylik yasakmış. El ele tutuşmak sarılmak falan adamların kültüründe varmış.

Gözüme çarpan diğer bir detay ise insanlar yere sürekli kan tükürüyordu. O kadar çok görmeye başladım ki bir yerden sonra tükürüklerinin bu renk olduğuna ikna olmuştum. Daha sonra birini tükürürken yakaladım, nedir bu arkadaş kan tükürüp duruyorsunuz dedim. Öğrendim ki bu adamlar sürekli ''Paan'' adında bir şey çiğneyip daha sonra onu tükürüyorlarmış. Hazımlarını kolaylaştırıp, nefeslerini temizlediğini söylüyorlar ama sokaklara bu kadar tükürülür mü yahu. Bu Paan'ı çiğneyebildikleri kadar çiğniyorlar daha sonra biraz da kafa yapıyormuş, rahatlıyorlarmış.

Bu çok gerekli bilgileri verdikten sonra kaldığımız yerden devam edebilirim. Kamptan tuktuka atlayıp merkezdeki otobüs durağına gittim. Oradan Puttalam şehrine geçip, başka bir otobüsle Sri Lanka’nın antik şehirlerinden olan Anuradaphura’ya ulaştım. Buraları araştırmaya pek vaktim olmadığı için gidilecek ve kalınacak yerleri otobüsteyken araştırıyordum. Otobüsten iner inmez tuktukçular kalacak yer ayarlamak için başıma üşüştüler, çünkü götürdükleri guest house’dan komisyon alıyorlar.
Lokaller ve tek yabancı olan benden oluşan otobüs yolculuklarım
Sri Lanka’nın çoğu şehrinde hostel olmadığı için guest house denen misafir evlerinde kalınıyordu. Bunların da çoğu internette olmadığı için oraya varınca yüz yüze pazarlık yaparsan internetteki fiyatlardan çok daha ucuza anlaşıyorsun. Otobüsten iner inmez başıma üşüşen tuktukçulardan sıyrılıp, İngilizce bilen Bob Marley kaplamalı tuktukçuyla biraz muhabbet ettikten sonra tuktukla onun önerdiği yere gitmeye karar verdim. Oradaki fiyatı beğenmedim ve başka bir yere gittik. Bu misafir evinde adamlar evin önünde öğlen vakti içiyorlardı. Biri öldü onun yasını tutmak için içiyoruz deyip duruyorlardı bana ama bildiğin ayyaşlar yani. Bizim Bob Marley’de akşama seni ziyarete geleceğim beraber bira içer tüttürürüz diyor bana. Tuvaleti de içinde olan büyük bir odayı baya ucuza tuttum. Bisikleti de pazarlığın içine dahil edip bedavaya kiraladım ve Anuradhapura’yı gezmek üzere yola koyuldum.

Bisikletimle gezerken uğradığım ve her yerinde maymunlar olan bir park
Rock Temple
Rock Temple manzarası
Bütün gün gezdiğim ve birbirine aşırı benzeyen tapınaklardan bir kaç tanesi
Bütün gün gezdiğim ve birbirine aşırı benzeyen tapınaklardan bir kaç tanesi


Tapınmaları sırasında yaktıkları mumlar


Göl'de duş alan onlarca Sri Lankalı
 Anurhadapura Sri Lanka'nın ilk antik kentiymiş. Antik şehir kısmının belirli giriş kapıları var bunlardan geçerken 25 dolar ödüyorsun. Ben gerekli taktikleri Bob Marley abimden öğrenmiştim önce kontrol olmayan yerleri gezdim. Daha sonra farkettim ki Sri Lankalılar hiçbir yere para vermiyor, sadece turistlerden para alıyorlar. Böyle ayrımcılık olmaz ben bu oyunu bozarım deyip Sri Lanka maceralarıma atıldım.


Az daha onları da ikna ediyordum ama en azından bir hatıra fotoğrafı aldım
Bisikletimle haritadaki her yeri teker teker gezerek ilerliyordum. İlk iki kontrol kapısında arkamdan seslendiler duymamazlıktan gelip basıp devam ettim. Üçüncü kapıda bilet kontrolü için yolumu kestiler. Biletim olmadığını öğrendiklerinde buraya kadar nasıl geldin senin giriş parası ödemen lazımdı dediler. Ben de kimse durdurmadı falan dedim. 25 dolar istediler, baya dil döktüm, saat zaten 4:30 oldu, öğrenciyim 25 dolarım yok, bırakın şu iki yeri de gezeyim çıkacağım, zaten lokaller para ödemiyor salın beni gezeyim dedim dinletemedim. Birini ikna ettim ama ikinci adam rüşvet falan ayağına getirdi ben de girmiyorum lan deyip geri döndüm.


Hemen gerisindeki seyyar satıcılardan biriyle muhabbet etmeye başladım. Bu eserlerin tarihinden başlayıp karı kızdan çıktı, daha sonra beni diğer satıcı arkadaşlarıyla tanıştırdı. Hepsi toplandı benle denek olarak muhabbet etmeye başladılar. En son akşam bizim eski liseye gidip softball (baseball ile kriket arası bir oyun) oynayacağız, gel bizle seni arka yoldan sokalım oradan sonra da kalan yerleri gezersin dediler. Ben de heyecan olsun biraz lokallerle takılırım, hem de şu güvenliklere kapak olsun diye tamam dedim.  Hemen dükkanları kapattılar motorlarına atladılar gizli bir yoldan şehre girdiler, ben de bisikletle arkalarından peşledim tabi.
İncik boncuk satan, beni güvenlikten kurtaran ve Anuradhapura ile ilgili çok ilginç bilgiler veren kankim
Sağda solda kol gezen iguanalar

Benim kanki sayı yaparke
Baya tekin olmayan yollardan geçip bunların liseye geldiğimizde yaşları 10 ile 40 arasında değişen 20-30 tane mahalleli bu oyunu oynuyordu. Bunlar da çocuk gibi katıldı hemen aralarına oynamaya başladılar. Sonra bana verdiler sopayı geç bir tur da sen vur dediler. Hiç vurdun mu dediler, hayır ama vururum herhalde tenisten alışığım dedim. İlk denemede gömdüm topa tabi hemen bir sayı yaptım, hepsi gaza geldi. Meğer mahalleler arası ligler varmış, her ay aralarında turnuva yapıyorlarmış. Gopro’ya çektim bunları, yollayacağım size çalışırsınız üzerinden dedim. Sonra garip bir adam gelip bana bir şeyler dedi, mahallenin delisi gibi bir şey sanırım. Bizim çocuk aldı hemen benim eşyaları hadi gidiyoruz gel geç oldu falan diye beni okuldan çıkardı. Sonra da bazı insanlar çok arkadaş canlısı değil burada para isteyebiliyorlar, hava kararmadan bırakayım seni dedi. 
Sri Lanka'lılarla soft ball oynamam
Bütün gün gezdiğim ve birbirine aşırı benzeyen tapınaklardan bir kaç tanesi
Son takıldığım güvenliğin oraya kadar geldi benle buradan yolu tarif edip geri döndü. Ben de kalan yerleri gezdikten sonra lokal bir restoranda 2 liraya dolu dolu akşam yemeğimi yiyip kaldığım yere geri döndüm. Akşam biraz Bob Marley ve arkadaşları ile takıldım. Tek başıma kalmayı özlemişim valla, biraz internette işlerimi hallettim, uzun zamandır izleyemediğim için 2 bölüm Suits izleyip yattım.


2 liraya lokal restoranda yediğim yemek (arada midem bozulmuyor değil tabi)

Sabah 6:30’da kalkıp Sri Lanka’nın meşhur Sigirya Rock’ına tırmanmak üzere Dambulla şehrine giden otobüse atladım. Vardığımda gene tuktukçularla pazarlık yapıp 4 kişilik yatağı ve içinde tuvaleti olan çok güzel bir odaya tek başıma yerleştim. Güneş ve kalabalık dolayısıyla Sigirya Rock’a öğlen tırmanmak zor olacağından onu yarın sabaha bırakıp Sri Lanka’nın diğer antik şehri olan ve aynı zamanda World Heritage Site’lardan biri olan (Dünya Mirası) Polonnoruwa’ya gidip geri dönmeye karar verdim. Otobüs boyunca uyuduğumdan Polonnoruwa’yı araştıramamıştım, o yüzden inince başıma üşüşen tuktukçuları paslayıp, kenarda biraz araştırma yaptım.

Yeni odamda refaha erişim
 Bisiklet kiralamadan önce en yakındaki 2 tane görülecek yere gitmeye karar verdim. Dikenli tellerin bir kısmını onaran 2 tane adam vardı onlara gidip girişi sordum ama bilet istiyor musun falan dediklerinde anladım ki burası da paralı. Ben bu Sri Lanka’lıların oyununu bozarım demiştim, biraz daha yürüyüp çitlerin onarılmamış kısmından atladım içeri burada sistem nedir ne değildir bir kontrol edeyim diye. Biraz tepeyi tırmandıktan sonra gördüm ki içeride bir sürü insan var. Aralarına kaynayıverdim hemen, başladım gezmeye. 


Royal Palace





Antik şehirden kareler
Polonnaruwa Vatadage
Nissanka Latha Mandapaya

Sonra rehberlerin peşine takılıp ilerleyince gördüm ki giriş kapısı varmış ve buranın da girişi 25 dolarmış. Oh dedim kapağı attık ama bisiklet kiralayamamıştım ve giriş parası vermediğim için dışarı çıkamadığımdan bütün şehri her zamanki gibi yürüyerek gezmeye karar verdim. O şehrin en meşhur yerlerinden birine vardığımda orada da gene bilet kontrolü yapıyorlarmış. Bu kadar yol geldim görürüm ben bunu da döndüremezler dedim. Etrafından dolandım, gene çitle çevirmişler ama açık yerler var tabi. Atladım oradan içeri oraları da gezip aynı yerden geri çıktım. Tapınaklar anıtlar derken o şehri de bitirdim ama çıkış kapısında tekrar bilet kontrolü yapıyorlarmış. Biletimi kaybettim o yüzden erken çıkıyorum dedim ama adam nasıl geldin sen buraya bilet alman lazım şimdi buradan diye tutturdu. O kadar  yolu yürüyerek gezmişim kuyruğuna gelmişim verir miyim ben buna para, vermem tabi. Biraz da orada dil döküp çıkabildikten sonra beni Dambulla’ya geri götürecek olan otobüse atladım. Sri Lankalıların çoğu İngilizce bilmediğinden ve otobüslerdeki yazılar kendi dillerinde olduğundan hangisinin nereye gittiğini anlaması zor oluyor ama 10 kişiye sora sora bir şekilde yolumu buluyorum.


Gal Vihara - Meşhur yatan buddha'lardan biri


Antik şehirdeki gölden bir maymun manzarası
Monkların antik şehirlere ziyareti
Dambulla’ya döndüğümde gene World Heritage Site’lardan biri olan Golden Temple’a geldim. Orayı gezip tapınak kısmına geçtiğimde 10 dolar civarında bir giriş parası vardı, ben de tapınaktan bıktığım için girmemeye karar verdim. Manzarayı izleyip, biraz maymunlarla takılıp dönmeye karar verdim. Oradan odaya döndüğümde 10 dakika geçmeden sağanak yağmur başladı ve saatlerce sürdü. İnternet çok yavaştı ama hiç yoktan idare ediyordu. Bilgisayardaki işlerimi yapıp, bol bol sporumu yapıp uzun zaman sonra güzel bir duş aldım. Bu arada duş demişken Sri Lanka'da neredeyse hiç bir yerde sıcak su yok, ama aşırı sıcak olduğu için pek de ihtiyaç duyulmuyor zaten.


Golden Temple 


Golden Temple'dan manzaralar


Sri Lanka'nın istisnasız her şehri yemyeşil


Golden temple'dan maymun manzaraları



Sağanaktan son anda kurtulup odamda keyif çattığım dakikalar
 Tarihi yerleri hızlıca bitirebilmek için çok kısa zamana büyük planlar yapmıştım o yüzden bütün günü değerlendirebilmek için çok erken kalkmam gerekiyordu. Bu küçük şehirlerde hostel de, klüp-barlar da olmadığı bünyemi erken kalkmaya alıştırmıştım. Ertesi sabah erkenden Sigirya’ya giden otobüse bindim ama o kadar kalabalıktı ki kapıdan sarkarak gidiyordum. Turistler genelde tuktuk’la veya araç kiralayarak sağlıyorlar ulaşımlarını, bu otobüs yolculuklarımda lokallerle iç içe tam bir kültür kaynaşması halinde gidiyorum.

Sigirya Rock eskiden Sri Lanka’nın başkentiymiş ve Moğol saldırılarından ülkeyi koruyabilmek adına kayanın üzerine şehir inşa etmişler. Hala eskilerden kalıntılar var ama şu anda kayada yaşayan herhangi biri yok, tamamen turistik amaca hizmet ediyor. Burası gezmeye değer bir yer olduğundan bedavayı zorlamadım, 30 doları verip girdim, ama zorlasam olmayacak iş değildi bu da bence. En tepeye tırmandığında Kalpitiya’daki kite sörf kampında tanıştığım iki İtalyan’la karşılaştım, ayak üstü biraz muhabbet ettik. O sıcakta 2000’den fazla merdiven tırmanmak biraz yormuştu ama manzara çok iyi olduğu için bütün yorgunluğumu aldı. Manzarayı izleyip yarım saat 1 saat dinlendikten sonra dönüş yoluna koyuldum. Yolda tanışıp beraber tırmandığım bir adam tepede selfie çubuğumu rica edip kendi kamerasında denedi ve nazardan olsa gerek bu olaydan 10 dakika sonra selfie çubuğum kırıldı. Laptopumun da adaptörü baya sorun çıkarmaya başladı, bu aralar teknolojik olarak büyük sıkıntılar çekiyorum.


Sigirya Rock
Şehrin iç kısımlarına geçiş
Şehrin iç kısımları
Gene yollarda kol gezen iguanalar
Sigirya Rock'un en tepedeki aslan ayağı olan bölümü, ve içerideki resimler
 
Yarı yoldan yeşillik manzaraları


Sigirya Rock'un en tepesindeki eski yaşam alanları
Sigirya Rock'un en tepesindeki eski yaşam alanları
Tırmanma trafiği
Tepeye sağ salim varış
O kadar merdiveni tırmandıktan sonraki ruhsal durumum


Mehter Takımı
Öğlen olmadan sağ salim aşağıya varıp dönüş yolun koyulmam
Dambulla’ya dönüp, odadan eşyalarımı alıp Sri Lanka’nın ikinci büyük şehri Kandy’e doğru yol aldım.