Birleşik Arap Emirlikleri’nin göz nuru Dubai: (3 – 6 Şubat)

Gezi rotama son anda eklenen ve Birleşik Arap Emirliklerinin en gelişmiş ve modern emirliği olan Dubai ile 6 aylık yolculuğuma başladım. 10 sene önce sadece bir tane gökdeleni olan bir şehrin bu kadar kısa zamanda bu kadar büyüyebilmesi bizi çok şaşırttı. Gayet modern ve teknolojik, kesinlikle kafamızda kurduğumuz Arap ülkelerine benzemiyor. Her restoranda içki verilmiyor ve lokal insanlar pek içmiyorlar sanırım, ama yabancılara sorun yok herkes kendi dinini kendi kurallarını yaşayabiliyor, adamlar herkesin yaşayabileceği bir yer yaratmış.

Sabah 07:25’te Burak’la Dubai’ye vardık. Otelimiz Deira bölgesinde Dream Palace adında bir yerdi. Normalde otellerde kalmayı planlamıyorum seyahat boyunca ama yanımda birileri varken ucuza geldiği için ilk zamanlarda böyle yaptık. Havalimanından taksiye binecektik ama içerden binince yüksekten açılıyormuş taksimetre, biz de dışarı yürüyüp oradan bindik 50 dirhemlik yeri 17 dirheme geldik. 1Dirhem =0,68TL ediyor, ama doları euroyu da kolayca çeviriyorlar her yerde, bazen taksiye bile verebiliyorsun. Otele geldiğimizde odanın 11'den önce hazır olmayacağını söylediler biraz pazarlık yapıp 10’a çektik saati. O saate kadar da koşuya çıkıp otel mevkisini tanıyıp dönüşte yemek için marketten bir şeyler almaya karar verdik. 
Sabah kahvaltılarınn vazgeçilmez tabağı,
Frizbi! (alma onu diyenlere gelsin)
Biz İstanbul’dan karda kışta kazaklarla geldik ama burada hava ateş gibi 30+ derece, oh be dünya varmış deyip mayolarımızı giydik direk. Dubai’deki 3 gün boyunca da hiç çıkarmadık neredeyse, güneş kremlerimizi de sürünüp çıktık her gün dışarı.

İnsanlar bildiğin Arap veya Asyalı ama her şey gayet modern,bizden pek bir farkı yok. Süpermarketten 3 günlük kahvaltımızı aldık sağlam beslenelim diye, odaya dönüp onu yedik, sonra bizdeki çeviricilerin Dubai’ye uymadığını ve otelde bedava internet olmadığını fark ettik. 3 gün kalacağımız için sim kart da almamıştık o yüzden bir tur daha internet aramaya çıktık. Etraftaki alışveriş merkezlerine gittik ve en sonunda bir tanesinde wifi bulduk. Starbucks’larda da kasadan şifre veriyorlar 1'er saatlik kullanmalık, onları da tatlıya bağladık her gün gidip gidip onlardan internete giriyorduk.
Burj Khalifa

Gerekli araştırmalarımızı yaptık Dubai ile ilgili ve saat 5 gibi, 164 katlı ve 828 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa’ya gitmeye karar verdik. Metroları da bütün yapılar gibi yepyeni tertemiz. Burj Khalifa'nın yanında olan Dubai Mall'a girdik önce, benim şu ana kadar gördüğüm en büyük alışveriş merkezi herhalde. Hepsini gezmek günler alır, içinde akvaryum, müzik alanları, garip garip etkinlikler gibi gezilecek bir sürü yer var. Orada HSBC de bulduk, ne kadar kur farkı kesip ne kadar işletim ücreti aldığını görmek için para çektim hemen. Daha sonra kontrol ettim, normal kurun biraz üstünden çekiyor ve yaklaşık 6 liralık bir işlem ücreti alıyor. Diğer ATM'lerden çekince de aynı ücreti alıyor değişen bir şey yok. Burj Khalifa ile Dubai Mall’ın arasında bir nehir var ve akşamları her yarım saatte bir nehirde müzik ile Dubai Mall Fountain Show adında bir su gösterisi yapıyorlar. Baya kalabalıktı oraya vardığımızda, Las Vegas’daki Bellagio Otel’de yapılana çok benziyor ama nehir çok daha büyük ve tüm nehir boyunca gösteri yapılıyor. Çok büyük bir alanda baya görkemli bir şey yapmış adamlar, boşuna Arap zengini değiller. Burj Khalifa’nın tepesine çıkmak sabah ve akşam saatlerinde 125 dirhem, 17:30 – 20:00 arasında 200 dirhemmiş. O kadar para vermek istemedik biz de tabi vaz geçtik tepesine çıkmaktan, oralarda takılıp gezdik akşama kadar. Metroyla otele dönerken deri dükkanı işleten bir Türk’le tanıştık, bize kartını verip dükkana davet etti sanki çok deri alacak tipimiz varmış gibi. Üstümüzü değiştirip dışarı çıktık. Asıl barların kulüplerin olduğu yer Jumeriah bölgesi ve metro geceleri çalışmıyormuş o yüzden bu akşamlık çok hard takılmayalım etraftaki mekanlara gidelim diğer günlerde gideriz oralara dedik. Otellerin rooftoplarında takılmaya karar verdik, Sheraton’a ve bir kaç otele daha gittik ama saat 12'ydi ve hepsi barlarını ya kapamış ya da hafta içi olduğu için bomboştu. En son bir nargileci bulduk ve saat 3’e kadar orada oturduk muhabbet ettik.





Dubai Mall Fountain Show

Dubai Mall Underwater Zoo
Ertesi günkü planımız erken kalkıp en ünlü beach olan Jumeriah Beach’e gidip oradan da önceden ayarladığımız saat 3’teki safari turuna katılmaktı. Ama erken kalkamadık ve program da sıkışınca bize yakın olan Al Mazmar diye bir plaja koşarak gidip hem sporumuzu yapıp, orada denize girip oradan safariye geçmeye karar verdik. 6 km falan koştuk sonra da kızgın kumlardan serin sulara bıraktık kendimizi, siftahımızı da yapmış olduk. Ama çok güzel bir plaj değil ve baya uzak o yüzden tavsiye etmiyorum burayı. Telefonumuz ve internetimiz olmadığı için turla iletişim kurmak ve adresi bulmak biraz zor oluyordu ama sora sora Bağdat bulunuyor tabi. Orada tek tük geçen bir otobüsü yakaladık fakat bilet parayla alınmıyormuş, bizim ulaşım kartlarımız da boştu. Şoför ben parayla satamıyorum geçin istiyorsanız, istiyorsanız da inin dedi, anlamadık ne olduğunu tabi geçtik içeri millet ne yapıyor diye etrafı gözlemledik. Sonra Filipinli bir adama sorduk meğer kontrolcüler varmış, eğer kontrole denk gelirse ve bilet basmamışsan 200 dirhem ceza kesiyormuş. Bir yandan safariye geç kalıyorduk, başka otobüs de yoktu, ceza da ödemek istemiyorduk o yüzden kapı kenarına pusup eğer kontrolcü gelirse hemen kaçmak için beklemeye başladık. Sonra Filipinli adam bu otobüsle yetişemezsiniz gelin benle dedi, biz de hem bu kadar risk yeter hem de vardır adamın bir bildiği deyip takıldık ona. Bizi metroya götürdü, bütün yolları gösterdi, ineceğimiz yere kadar eşlik etti. Üstüne bir de bana kartını verdi Filipinlere gittiğimde onu aramam için lokal insanlarda konaklama ayarlayacakmış sağ olsun. Bir sonraki gün Abu Dhabi’ye gidecektik araba kiralayıp, ondan da bu adamın tavsiyeleri sonucunda vaz geçtik.

Son dakikada safari için buluşma noktasına geldiğimizde dün konuştuğumuz adamın bizi yanlış anladığını, ulaşım için bizi yazmayıp kendi arabamızla onu takip edeceğimizi sandığını anladık. Adama Whatsapp’dan 5 kere yazmıştık halbuki arabamız olmadığını, biraz andaval çıktı. Orada olay çıkarttık biraz, bizimle birlikte sorun yaşayan bir çift daha vardı, en son dördümüze yeni bir araba yollayacaklarını söyleyip gittiler. Telefonsuz internetsiz kaldık orada. Bizim otelde de aynı tarz bir tur vardı ama 240 dirhem'e (65$) götürüyordu, bizse bu turu internetten bulup adamlarla 60’ar dirheme anlaşmıştık dörtte biri fiyatına. Oradan bir otele girip kendi otelimizi aradık, bizim turcu adama bizi buradan alabilir misin deyip, fiyatı biraz düşürtüp kendimizi sağlama aldık. Bu turdakiler hiç bizi alacak gibi durmuyorlardı çünkü ve yol da eklenince fiyat birden iki katına çıkmıştı. 45 dakika sonunda araç geldi bize ve oradaki adamı birden katakulliye getirip ulaşımsız anlaştığımız şekilde ikimiz totalde 120 dirhem ödedik. Sonra öğrendik ki bu turu herkes Dubai için Groupon gibi bir site olan ‘’yallabanana’’ diye bir siteden almış ve biz onlardan bile ucuza anlaşmışız, o derece yani.
Çölde Safari

Bizi alan araçta sadece biz ve diğer kavga çıkaran çift vardı, sonra yoldan bir aile daha aldık ve safari yerine gitmemiz 45 dakika sürdü. Vardığımızda safari jipine bindirdiler ve eventlerin olduğu alana kadar dune-bash yani  çölde safari yaptık. Çölde tepeler bayırlar vardı bir sürü ve adam sürekli bunlardan inip çıkıp çılgınca dönüşler yapıyordu. Yaklaşık 20-25 dakika sürdü ve baya çalkaladı bizi, iyi oldu kendimize geldik. 

İndiğimizde ilk olarak tur atmak için develeri gördük. Ben de bu arada çantamdan Gopro’yu çıkarıp kalan eşyaların hepsini çantaya sokmaya çalışıyordum ki işim bittiğinde baya aramama rağmen telefonumu bulamadım ve soğuk terler dökmeye başladım tabi. Daha 2.günden telefonumu kaybetmiş olmayayım diye dualar ediyordum. Arabada mı düşürdüm acaba diye şoförü arıyordum fakat etrafta görevli kimse yoktu, içerilerde yetkili birini arayıp bulamadım. Tam gitti telefon derken bizim şoförü gördüm allahtan dönmemiş geri, hemen yanına gittim jipin anahtarını aldım bir baktım ki sağa sola çalkalanırken arabanın içinde düşmüş. Derin bir oh çektim, sonra Burak’la deve için sıramızı bekleyip atladık bir tanesinin üstüne. Biraz oturması kalkması sıkıntı hayvanın pek söz dinlemiyor ama bize güzel bir tur attırdı sağ olsun.
Çölde deve sürmece

Aktivitelerin çoğu verdiğimiz fiyata dahilmiş ama bahşiş vermek iyi oluyormuş. Burak da develere olan aşkından gaza gelip iyi bir bahşiş verdi adama, sonra gördük ki daha içerde yapacağımız bir sürü şey var, bu kadar bahşiş vererek survive edemeyiz. Paramızı bozdurup bozuk tip vermeye başladık.
Hint kınası

Çadırların birinde Hint kınası olan Henna’yı yapan bir kadın vardı, biz de gittik yaptırdık kendimize, hatta baktık kimse para vermiyor biz de vermedik. Biraz kadın işine benzediği için erkeksi bir şeyler yap dedim, pek anlaşamadık herhalde çiçceğimsi böceğimsi bir şeyler yaptı. Burak da onu görünce bari ismimi yazdırayım dedi, sonradan baya ekmeğini yedik ama o dövmelerin. Oradan çıkıp Arap kıyafetleriyle fotoğraf çekilen çadıra gittik. Daha sonra da kolumda ve kafamda şahinle fotoğraf çekildim, çok evcil hayvanmış aramızda güzel bir bağ oluştu. En son buna gittiğimiz için bozuk dirhemimiz az kalmıştı ve bu tura dahil değilmiş meğer, biz az bahşiş verince adam bozuldu, biraz trip attı da sonra barıştık helalleştik. Sonra insanların topluca oturduğu yere gidip beleş içeceklerimizi içtik, bedava olduğunu orada öğrendiğimiz nargileyi de sipariş etmeye çalıştık ama 7:30’dan sonra bedavaymış, o anda 80 dirhemmiş, bekledik tabi öyle olunca.



Orada Danimarkalı bir çocuk ve kızın yanına oturduk muhabbet sohbet takıldık baya. Tayland ve Asya anılarını dinledim onların. Dans şovları başladı daha sonra, önce bildiğiniz bizim dansözlerden bir tane çıktı, ama tabi Araplar için büyük olay bu. Kadının vücudunun büyük bir kısmı açık olduğu için pür dikkat izliyordu millet. Sonra bizim zennelere benzer bir adam çıktı, Tanoura diye bir dans yaptı yarım saat. Mevlana gibi döndü bütün dans, milleti ortaya çıkardı onları döndürdü falan sonra. Hava da baya soğuk oluyormuş çölde akşamları ona göre hazırlıklı olun. Yemeğimizi yedik, nargilelerimizi içtik, 8:30 gibi otele doğru dönüş yoluna koyulduk.
Tanoura Dance

Duşumuzu alıp bir çok kişiden duyduğumuz Barasti Beach’e gittik saat 11 gibi. Kapıda güvenlik var ama turistlere dam sorunu yapmıyorlar pek. Biz kapının yanlış kısmından girmişiz, bara sahilden girmeye çalışırken birden 5-6 tane güvenlik geldi fenerleriyle kapıya gönderdiler bizi tekrar. Baya büyük ve güzel bir beach bar, bir kaç farklı kısımdan oluşuyor, Dubai’ye gidenlere kesin tavsiye ederim. Baya kalabalıktı ama pek boşta muhabbet edecek insan yoktu, herkes çift olarak gelmiş veya orada olmuş. Burak sürekli telefonu ile uğraşırken ben de bir kaç lokalle tanışıp kaynaşayım bu arada dedim. Orada oturan iki kıza oturabilir miyim dedim, tabi dediler sonra onlarla baya muhabbet ettim, Kırgızmışlar fakat Dubai’de yaşıyormuş ikisi de 2-3 senedir. 
Ben eğlence olsun diye Bulgarım demiştim, anlamazlar zaten Bulgarca Türkçe farkını diye daha Burağa da söyleyememiştim daha ama o bana Türkçe bir şeyler söyleyince kızlardan biri anladı ne dediğini ve bunu mu dedin sen diye sordu. Kız meğer Kırgızistan’da 4 sene Türk lisesine gitmiş, konuşamıyormuş ama anlıyormuş baya (aklıma hemen Interrail’da trende kırdığımız hayvan gibi pot geldi). Noluyo lan dedik hemen kıvırdık tabi, biz Istanbul’da exchange’de tanıştık o yüzden Türkçe biliyoruz biraz falan diye. Bir daha da Türkçe konuşamadık tabi aramızda, gelsin Bulgar şehirler gitsin okumadığımız üniversiteler sallaya sallaya geçirdik bütün geceyi (Allahtan biraz Bansko bilgimiz vardı).



Buddha Bar
Barasti Beach’ten kalkıp Buddha Bar diye bir yere gittik onlarla beraber, lüks bir yermiş baya içerisi güzel dekore edilmiş. Dubai’de içki baya pahalı tahmin ettiğiniz gibi, illa Arabistan’da içeceğim diyorsan biraz yaslıyorlar. Geri kalan her şey yaklaşık olarak Türkiye ile aynı fiyatta diyebilirim, %10-%20 falan daha fazladır. Orada başkalarıyla da tanıştık falan, kızlardan biri oradan sonra eve döndü, diğeri bize Dubai Marina’yı gezdirdi. Dubai’nin en lüks yerlerinden biri, baya canlı ve manzarası çok güzel, kesinlikle görülmesini öneririm. 45 dakika kadar yürüdük orda, o arada kızdan kendimize hotspot açıp ertesi gün Alihan’la buluşup bavulları vermenin planını yaptık yarın son günümüz olduğu için, sömürdük baya kızın internetini. Ertesi sabah Jumeriah Beach’de denize girip sonrasında Alihan’ın teyzesinin yaşadığı Palm Jumeriah yani meşhur palmiye adasına gitmeye karar verdik, bavulları da akşam beraber dönerken otelden alır diye konuştuk. Kızda meşhur Kırgız konyağı varmış çok ısrar etti kıramadım, Burak'ı otele bırakıp bi tatmaya gittim, sonra oralarda biraz daha takıldık falan.


Ertesi gün gene planladığımız saatte çıkamadık otelden, öğlene doğru bütün çantaları orada bırakıp check-out yaptık. Gün başlangıcımız olan Al Ghurair City alışveriş merkezine gidip internete girerek haritalardan planı yapıp tam yolumuza koyulacakken Alihan aradı cepten, ben de açtım tabi önemli bir şey olmasa aramaz bu diye. Otele gelmiş meğer, bunun bavulları vermemişler. Allah’tan biz çok uzaklaşmadan gelmiş de geri döndük otele, onun bavulları aldık, planı değiştirip teyzesinin şoförü ile biz de onların evine gittik direk.

Paddling
Şima Teyze'nin evinde
Ada beklediğimiz gibi efsane lüks ama beklemediğimiz şekilde baya büyükmüş. Biz sadece palmiyenin bir kolundaydık ve orada bile 50-60 tane villa vardı. Teyzesi Şima’yla tanıştık, o da Boğaziçi mezunuymuş acayip tatlı bir kadın, buradan ona da tekrar teşekkür edelim bizi çok çok iyi ağırladığı için J Gelir gelmez sabah birası, şarabı derken bütün gün keyfimiz yerindeydi. Öğlen yemeğimizi yedik, daha sonra üçümüz deniz bisikletine binip adayı dolaştık biraz. Karşı dallardan birinde inip Burj Al Arab’a tarafına yakın olan, adanın en lüks evlerinden birini görmeye gittik. Adam kendine saray yaptırmış resmen helal olsun. Döndük saat 5 çayımızı içtik denizde, sonra biraz Kayak Paddling yaptım. Adaya bakımı biraz fazla abartmışlar, her gün palmiyelerin bütün kollarındaki plajları tek tek çekip temizliyorlamış. Güvenlik hat safhada, kumlar zaten yapay, güzel deniz kabukları gibi canlıları bile dışarıdan getirmişler.






Alihanların köpeği Paris 5 çayında
Şima teyzenin kocası Fransız ve o civarların Renault genel müdürüymüş, onlar da 2-3 ay önce taşınmış zaten Dubai’ye iş sebebiyle. Enişteyle tanışamadan ayrıldık evden, dünyanın en lüks ve tek 7 yıldızlı oteli olan Burj Al Arab’ı görmeye karar gittik.

Son günümüz olduğu için yanımızda dirhem kalmamıştı pek, taksiciye biraz dirhem biraz dolar biraz da Euro olarak ödedik hesabı. İçeri para ödenmeden girilmediğini okumuştuk ama biz kesin her zamanki gibi bir yolunu bulup gireriz katakulliyle diye düşündük. Orada bir kamu oyu araştırması yaptık ve eğer en üst kattaki restorana rezervasyon yapılırsa para ödemeden girildiğini öğrendik. Sadece oteli gezme ücreti 400 dirhem gibi saçma bir paraydı bu arada, ödenecek gibi değil yani. Telefonumuz da olmadığı için son kozlarımızı oynuyorduk artık, taksicinin birinden arkadaşımızı arayacağız sonra senin taksiye bineceğiz diye telefonunu istedik. Restoranı aradık rezervasyon için, okay dediler ama 2 kişi için en az 300er dirhem harcama garantisi vermeniz lazım dediler. Bunun da geleceğini hesaplamıştık, evet deyip sonra içeri girdiğimizde restorana varmadan bir işimiz çıktı deyip geri dönmeyi planlıyorduk. Fakat telefondaki kadın kredi kartı bilgisi istedi ısrarlı bir şekilde. Kredi kartı kullanmıyoruz cash çalışıyoruz turistiz biz gelince verelim yukarıda dedik, allem ettik kallem ettik olmadı tabi. Eğer girmenin bir yolunu bulan olursa haber versin bir dahaki sefere deneriz artık.
Burj Al Arab'ın uzun uğraşlar sonunda geri dönülen kapısı
360'dan Burj Al Arab manzarası
Oraya giremeyince daha önce internetten araştırdığımız Burj Al Arab manzaralı 360 diye bir bar vardı ona gidip bari oradan görelim dedik. Oraya varınca kapıdan boogy (golf arabası) ile aldılar bizi ve mekana götürdüler. Mataramın içini kontrol ettiler kapıda, içindeki suyu döktürdüler ilginç bir şekilde. İçeri girip güzel bir yere yerleşip, gene ikimiz için en uygun olan bir nargile söyleyip 1-2 saat orada takıldık, manzarası çok güzel bir yerdi. İçki vergilerden dolayı gereksiz bir şekilde pahalı olduğu için nargile içmek daha mantıklı oluyordu, o yüzden her gün bir nargile içtik sanırım. Orada Sri Lanka’lı bir garsonla tanıştım, bana Sri Lanka’da gidilecek yerlerin listesini yazıp verdi kağıtla sağ olsun. Bir çok yerde olduğu gibi gene Burak’ın Samsung’u wifi’a bağlanırken benim Iphone’um wifi’ı görmeyip beni deli etti. Tatil boyunca çok çilesini çektim bunun, Burak’a malzeme oldum her gittiğimiz yerde. Oradan kalkıp Burak’ın Boğaziçi’nden tanıdığı BCG Dubai ofisinde danışmanlık yapan Kıvanç’la buluşmak için Medinat Jumeriah adında baya hareketli bir yere geçtik. Bütün restoranlar, kafeler doluydu, içeride gece kulüpleri falan vardı. Orada bir Starbucks bulup sömürdük gene biraz internetini. Sonra bir restoranda yemeğimizi yedik, bizim tatil anılarımızı ve Kıvanç'ın daha önceden yaptığı Asya gezilerini dinledik. O da exchange’ini ve MBA’ini Asya’da yaptığı için baya gezmiş oraları, iyi oldu benim için ekstradan tecrübe. Kıvanç kardeşim sağ olsun sizin yolunuz uzun dedi yemeklerimizi ödedi sonra da Trader Vic’s diye bir bara götürüp bira da orada ısmarladı, buradan ona da teşekkürlerimizi sunuyoruz. Uçağımız saat 05:00 sularında olduğu için gece 1’e doğru son otobüsle otelimizin olduğu Deira’ya yakın bir yerlere geçip oradan taksiye binip, bavulları alıp havalimanına geçmeyi planlamıştık. Tam biz kalkacakken Alihan aradı, neredesin bekle geliyorum dedi. Dedim atla gel bekliyoruz, ikimizde de telefon yok buluşmamız biraz zor oldu ama buluştuk sonunda. Kıvanç’ın gitmesinden sonra o mekanda biraz daha kalıp Alihan’la devam etmeye karar verdik yoğun ısrarlara dayanamayarak. Garip garip içkiler söyledik kendimize, mekan zaten neredeyse doluydu, muhabbet sohbet eğlendik baya. 
Alihan keyifte (Burağın bardak ortadaki,
heykel de arkadaki)
Alihan gider ayak gene büyük jestlerinden birini yaptı ve al koçum sen bunun hakkını verirsin bu 6 ayda ben kullanmayacağım zaten diyerek VIP Lounge kartını bana verdi,. Hem de en üst seviye olduğu için baya bi kıyak bir kart isim vermeyeyim şimdi :) Neyse bu mekanda söylediğin içkiye göre hep değişik ve şekilli bardaklarda getiriyorlardı, Burak biraz kendini kaybetti gene tutturdu ben bu bardağı çok beğendim götüreceğim yanımda diye. Garsonla da önceden baya muhabbet ettiğimizden anladı tabi bizde biraz sapıtıklık olduğunu, Burak’ı izliyormuş adam Burak bardağı çantaya atarken, geldi lütfen ver diye yalvarıyor. Dedik biz çok beğendik alacaz bu bardağı, dedi olmaz bitirirler beni. Ne kadar bu verelim satın alalım falan dedik, baya pahalı bir şey söyledi, çok da ısrar edince verdik geri. Sonra oradaki heykellerden birini alacaktı Burak, zor ikna ettik. Ama sonra sağa sola salça olmaya devam etti tabi, başka bir garsonla konuşurken onun arkasından bi bardak alıp içine sokup getirmiş bize, lan oğlum yerimiz mi var dedik bıraktırdık bardağı geri.

Oradan taksilerle pazarlık yapmaya başladık, en son Pakistanlı biriyle anlaşıp 20 dolara bizi önce otele götürüp orada bekleyip sonra havaalanına götürmesine ikna ettik. Yol boyunca kakara kikiri gittik adamla gece gece. Araba ticareti yapıyormuş ülkesinde, bu aralar at ve eşek ticareti çok karlıymış ona girecekmiş, onun kritiğini yaptık falan. Adama bütün yol ‘’to the place’’ diye diye adam da tırlattı en son o da bizle bağırıyordu to the place diye J

Havalimanına geldiğimizde Alihan’ın lounge kartını denedim. Girip Burak’ı da yanımda sokacaktım ama evdeki hesap çarşıya uymadı, kadın boarding pass’imi istedi, sonra isim sahibi kullanabilir sadece dedi. Kuzenim dedim, ben kullanıyorum her yerde geçiyor dedim dinletemedim ısrarcı çıktı kadın. Biz de paşa paşa gate’in oraya gittik, ama bir de ne görelim, bütün havalimanı yerlerde uyuyor, horul horul horluyorlar falan.
Allah dedik Dubai’de Hindistan’ı yaşıyoruz. Biz de uçağı beklemeye koyulduk ve sonunda çılgın Hindistan maceramıza doğru yol aldık.
Dubai havalimanından manzaralar
Diğer fotoğraflar çok yakında!