Seyahat hazırlıklarım ve Türkiye’deki son günler: (10 Ocak – 2 Şubat)

26 Aralık’ta iş teklifini kabul ettiğimde işe başlama tarihimi şirketimle henüz kesinleştirmemiştik. İyice düşünüp taşındıktan sonra bir daha böyle bir fırsat bulamayacağım için Eylül’de başlamaya karar verdim ve planlarımı yapmaya başladım. Seyahat kararımı verdikten sonra yanıma yoldaş olacak birilerini aradım bir süre, bu işe katılabilme potansiyeli olan insanlara ikna çabalarına girdim ama kimse 6 ay her şeyi bırakıp gelmedi tabi. Annemlere de bu gezi işini alıştıra alıştıra söyledim, biraz da onlara dil döktüm, sonunda ikna oldular bir şekilde sağ olsunlar.
Anne ve babam ile mezuniyette

En başlarda 3-4 aylık bir tur sonunda Türkiye’ye dönüp Çeşme’de veya Akyaka’da bir kite sörf okuluna yerleşerek son 2-3 ayımda orada çalışıp aynı zamanda kite sörf öğrenmeyi planlamıştım. Daha sonra kite sörf camiasından insanları araştırdım ve görüşmeye başladım. Türkiye’deki kite sörfçülerin kışın Sri Lanka, Filipinler gibi yerlere gidip orada 3-4 ay eğitmenlik yaptığını öğrendim. Bu camiadan bir arkadaşım ve kuzenlerim yurt dışında bulunan bir kaç kişi ile beni iletişime geçirdi, bu konuda onlardan gerekli bilgileri aldım. Dedim ki ben bunları bir yerlerde yakalarım, orada öğrenirim kite sörfü, bu turu da 6 aya çıkartayım bu işe girdiysek tam olsun.

Vize işleri:
Baya kaba bir şekilde rotamı belirledikten sonra kesin gitmek istediğim ülkelerden hangilerine Türkiye’den vize almam gerektiğini araştırıp eğer uzun sürüyorsa onları almaya başlamak ilk önceliğim oldu. 13 Ocak’ta online olarak Avustralya vizeme başvurdum, bir gün sonra hemen mail olarak geldi vize. (100 dolara alınıyor,130 Avustralya doları). Sonrasında da Hindistan konsolosluğundan randevu aldım 26 Ocak’a. Pasaportu verdim bir gün sonra geldi, konsolosluktan gidip aldık (42 dolara alınıyor). Yeni Zelanda vizemi almaya çalıştım ama 21 iş günü sürüyormuş ve benim öyle bir zamanım kalmamıştı bu geziye başlamaya karar verdikten sonra o yüzden alamadım onu. Avusturalya’ya vardığımda başvurumu yapacağım, orada daha hızlı çıkıyormuş. Diğer bütün vizeler kapıda parasını verip alınıyor, birçok ülke de yeşil pasaporta vize istemiyor zaten Asya’da (buradan babama sevgiler :) ).

İlk bilet ve başlangıcın şekillenmesi: 
Gelelim aldığım ilk bilete ve başlangıç noktama. 2011 senesinde Harvard’da yaz okulunda tanıştığım kankilerimden Sahil’in 2 sene önce olan düğününe çok ısrar etmesine ve hayatımda göreceğim en extreme şeylerden biri olacağını iddia etmesine rağmen sınavlar ve işler dolayısıyla gidememiştim. Fakat 9 Şubat’ta kız kardeşi evlenecekti ve beni gene çok ısrarlı bir şekilde Hindistan’a getirmeye çalışıyordu. Ben de sonunda dayanamadım iyi lan geleyim bari oradan başlarım tura nasıl olsa belirli bir rotam yok, çılgın bir Hint düğünü görmeden ölmeyelim dedim.

Yanında istediğin kadar arkadaş getirebilirsin otel, yiyecek ve içecekleri benden dedi. Ben de bak oğlum benim arkadaşlarım fena yer içer aklını alırız dedim, o da bizde para gani sen getir, hatta bir tane kesin getir ben meşgul olursam sıkılırsın deyince ben de yanıma adam aramaya başladım. Herkes ilk 4-5 günü beleş olmasına rağmen ne Hindistan’ı olum manyak mısın falan derken yoğun çabalarım sonunda Burak’ı ikna ettim ve gezimin ilk 15-20 gününe katılmaya karar verdi. 

Hemen bir duraksama verip tanımayanlar için Burak kimdir, nedir, necidir ondan bahsedeyim; çünkü bir süre adını sıklıkla duyacaksınız. Boğaziçi'ne gelmemizin ilk senesinde aynı yurtta kalmamız sebebi ile tanışmıştık ve o zamanlar Burak'ın çılgın gençlik dönemleri olduğu için birçok değişik olayda bulunmak zorunda kalmıştık. Yıllarca uslanmaz dediler ama gel zaman git zaman o bile uslandı (yersen) şimdi görseniz evinin erkeği, çocuklarının babası.


Onu ikna etmemin gazıyla hemen bilet bakmaya başladık. En ucuz bilet Moskova aktarmalıydı, gereksiz bir kuzeye çıkıp tekrar güneye inme falan yapmayalım bir iki gün bekleyelim bakalım dedik. Sonraki gün Dubai’de 20 saat aktarması olan bir uçak bulduk uygun fiyata (240 Euro), Sahil’le konuştuk Dubai’yi de gezin 2-3 gün diyince multi-city yaptık bileti 20 euro fazla verip ve geziyi biraz erkene çekip 2 Şubat gecesine biletimizi aldık. 3 gece Dubai’de geçirip oradan Delhi’ye geçmeyi planladık. Düğün için olan kutlamalar 3-4 gün sürüyormuş, 6sında orada olmamız gerekiyordu yani ona göre planımızı yaptık. Biletleri aldıktan sonra baya bomba bir eğlenceye gidiyor olmamızı kutlamaya başladık. Arın bu muhabbetlere dayanamadı tabi ve o tarihlerde Singapur’da olacaktı (sanırım), o da düğüne Hindistan’a gelip sonrasında biraz bizle devam etmeye karar verdi. Tabi nereye gideceğimiz belli olmadığından ve Arınla Burak’ın dönüş biletlerini alması gerektiğinden dolayı burada bir çok komplike plan döndü. Sonunda Arın dönüş biletini 14 Şubat’a Bombay’den aldı, Burak ise 18 Şubat’ta Goa’dan aldı.


Arın kimdir? Bu sene arkadaşlığımızın 10.yılını kutlayacağımız, İzmir Fen Lisesi'nden beri çok yakın arkadaşım, Boğaziçi'nde de aynı bölümde okuduğumuz, üniversitede bir sene aynı odada, 3 senedir de aynı evde yaşadığım (gel sen ne çektiğimi bir de bana sor) kişidir.

Seyahat hazırlıkları: 
Biletler alındıktan sonra seyahat araştırmalarım iyice arttı. Okunacak çok fazla blog vardı (bunlardan ilerideki postlarda bahsedeceğim ilgilenenler için), alınması gereken eşyalar, yapılması ve yapılmaması gereken şeyler, yaptığım exchangelerden tanıdığım insanlar aracılığıyla oteli beleşe getirmek için gideceğim yerlerde olası kontak araştırmaları, sigorta, aşı, vize için fotoğraflar falan filan derken çok fazla işim olduğu kafama dank etti. Bir de kararımı verdikten sonra Snowbreak’e gittim 5 gün, orada da hazırlıklar durdu tabi bir hafta. Çalışmaya başladıktan sonra ne zaman gidebilirim bir daha belli değil onu da öğrenci modumla son kez bir daha yaşayayım dedim. Üstüne bir de son hafta okulla ilişiğimi kesmeye gittiğimde, eğer askerliğimi tecil ettirmezsem döndüğümde beni askere alabileceklerini öğrendim. O da sıkıştı araya, okulu zorlayıp belgeleri hemen getirttim, 2-3 kere de askerlik şubesine gittim, orada da olaylar olaylar tabi vakit sıkışık olunca.

Eski backpack’im interrailda biraz kendinden geçmişti ve 6 ayı çıkartamaz diye yeni sırt çantası almam gerekiyordu ki Alihan kardeşim (alt komşum) imdadıma yetişip bana 60 litrelik tertemiz kullanılmış sırt çantasını, matını, ilk yardım çantasını, fenerini vs. vererek beni bu sıkışık zamanda baya kurtardı. Gerekli olan her şeyin listesini çıkartıp son iki günümde Eminönü senin, Bayrampaşa benim kapı kapı gezip topladım her şeyi, gerekli bütün ilaçları da alıp paketledim güzelce. Kaan kardeşim de sağ olsun her sıkışık anda olduğu gibi son günler koşuşturdu benimle bir de 22 litrelik günlük kullanımlar için aldığım sırt çantasını ben ödeyeceğim diye tutturdu, giderayak jestini yaptı. Çantalara bakıp bakıp sizi hatırlıyorum J

Asya’da kredi kartı kullanmak çok tehlikeli olduğu için, nakit paramı TL olarak her yerde şubesi olan HSBC hesabıma yatırdım, o anki günlük kurdan çekeceğim her yerde. Bir miktar da Euro aldım para çekemediğim yerlerde beni idare etsin diye. 2 kredi kartı 2 de debit kart aldım ve paralarımla kartlarını çantamda farklı yerlere soteledim seyahat boyunca bir şeyim kaybolur çalınırsa ortada kalmamak için.

Bu arada zaten masrafım yüksek olacağı için odamı da en yakın arkadaşlarımdan olan ve ailesi ile karşıda yaşayan Umut’a verdim 6 aylığına. Onun da 2 satır reklamını yapayım özlemiştir beni. Geçen sene Kim Milyoner Olmak İster'de 125 milyar kazandığı için tam para saçma modunda yakaladım, 3 yıldır gözü vardı zaten bizim evde verdim gitti ben de odayı:) .Türkiye’deki bütün yüklerimden de kurtulmuş oldum böylece tertemiz oldu.


Aşı, sigorta ve sağlık işleri:
Gitmeden kendimi garantiye alıp iki günde bütün aşılarımı yaptırdım. Hisarüstü'müzün güzide sağlık ocağında Difteri-tetanoz ve Hepatit B aşılarını oldum. Sonra menenjit ve polyo canlı aşılar olduğu için onları aynı gün vurdurmam gerekiyormuş diğerleri ile. Askerlik şubesinde sıraya girip o arada Sarıyer İlçe Sağlık Merkezi’ne gidip menenjit ve polio aşılarını oldum. Tifo da sadece Karaköy’deki İstanbul Seyahat Sağlığı Merkezi’nde yapılıyormuş onun için yarın sabaha randevu aldım ve onu da bir sonraki gün yaptırdım. Delik deşik oldum yani iki günde, bir de bir sonraki gün veda partimi yapıyordum aşıyı vuran kadın 3 gün alkol alma dedi. Ama biraz araştırmamı yapıp gerekli dozda riskimi alarak içtim tabi vedamızda da içmeyeceksek yaşamayalım yani.

Tam Türkiye’den ayrılırken babamın bir arkadaşından 6 aylık seyahat sigortası (Groupama Sigorta - 170 euro civarı) yaptırdım, tek başıma hastalanırsam, başıma bi iş gelirse sakata gelmiyim diye. Son gece Burakla oturup Dubai’de bir otel rezervasyonu da yapabildik kendimize sonunda.

Son günler, tatlı telaşlar: 
Telefonum zaten olmayacağı için ve muhtemelen bir çok yerde internetim de olmayacağı için uzun bir süre kimseyi görüp haberleşemeyeceğimizden dolayı bütün arkadaşlarımı toplayıp bir veda yapmak istedim. Alt komşum Alihan 4 Şubat’da Dubai’ye yerleşeceği için bütün evi taşıyacaktı, onun da gazıyla eşyaları bir kaç gün erken taşıtıp bütün evi boşaltıp giderayak onun evi yakmaya karar verdik. İki gün öncesinden bizim apartmandaki ve yan apartmanda Alihan’ın evinin baktığı cephedeki herkesin evine gidip o gece gürültü yapacağımız için şirin şirin izin aldık. Alihan bütün hepsiyle polislik olduğu için biraz zor oldu tabi izin alması ama bir şekilde aldık. Ama komşulardan biri arıza çıkarttı bir gün sonra, bizim apartman da çok ses geçirdiği için giderayak karakolluk olup geziyi riske atmamak için ev partisini iptal edip bizim okulun ordaki bir mekanla anlaştım ve orada yapmaya karar verdim. Gelen herkese çok teşekkürler, burnumda tütüyorsunuz J

Yetişmeyen şeyler olduğu için son gün bile koşuşturmacadan çantamı hazırlayacak vakit olmadı. Evden çıkmamıza 1 buçuk saat kala çantamı bizimkilerin yardımıyla 15-20 dakika içinde hazırladık, onlar hazırladı daha doğrusu J Alihan Dubai’ye bütün bavullarını götüremedi ve bizim de bavulumuz olmadığı için birer tanesini biz götürüp ona Dubai'de verecektik. O kadar bavulu sokmak için de havalimanında katakulli yapmamız gerekti tabi. Evimizin direği Osman havalimanına bıraktı bizi vedalaştık bizimkilerle orada, 3 Şubat 01:00 uçağı ile hayatımdaki en büyük tecrübelerden biri başlamış oldu böylece.

Yanımda Götürdüğüm Eşyalar
Kıyafet:
5 tişört
1 gömlek
2 adet şort
1 kot (kotumun ve en çok giyeceğim şortumun içine para ve pasaport sığacak kadar gizli fermuarlı cep diktirdim)
Kottaki gizli cep
1 pantolon
1 yağmurluk
1 polar
1 kazak
1 eşofman altı
Spor için 1 tişört 1 şort
5 boxer
6 çorap
2 ayakkabı
1 terlik
1 fiber havlu
1 mayo


İlk yardım çantam
İlk yardım çantası
Yanık Kremi = Anestol 
Soğuk algınlığı = Dolorin Cold
Antibiyotik = Cipro 
Ishal = Diafuryl
Alerji = Allerset, Rupafin, Deloday (birer)
Mide rahatlatıcı = Renin, Lansor
Batticon, Yara Bandı, Sargı Bezi, Eldiven, Alkollü ıslak mendil, Böcek ısırması için pomad



Elektronik:
Laptop, GoPro, Ipod shuffle, Taşınabilir şarj aleti, Şarj dönüştürücüler, GoPro ve telefon için bir selfie stick, Kulaklık, Iphone sim kartı açmak için alet, USB bellek

Gerekli belgeler:
Pasaportlar, Banka döküm cüzdanı, Vize belgeleri, Öğrenci belgesi, İş sözleşmesi, Kimlik-pasaport-ehliyet fotokopileri

Diğer gerekli malzemeler:
Güneş gözlüğü, Güneş kremi, Bandana(Buff), Uyku seti (göz bandı ve kulak tıkacı)
Hafif şişirilebilir mat, Fener, Matara, Gizli bel çantası, kompakt şemsiye, Frizbi, Not defteri, Kalem, Sinek ilacı, 2 adet şifreli kilit
Ağızı çıt çıtlı poşetler, Tırnak makası, Cımbız, Makas
Diş fırçası, Diş macunu, Deodorant, Parfüm, Şampuan, Wax,Tıraş makinesi


Olmak üzere 2 sırt çantamın toplam ağırlığı 17kg olarak yola başlıyorum.

Abbaslar yolcu